Pvp Tanıtım Merkezi

Alpha Protocol

Aşağa gitmek

Alpha Protocol

Mesaj tarafından erensipahi Bir Ptsi Tem. 26, 2010 10:59 am

"Bu senin kararındı Ajan Thorton; bütün olanlar tamamıyla senin suçun."

ıl içinde gelen iki BioWare klasiği (Dragon Age ve Mass Effect 2) bize bir rol yapma oyununun (RYO) ne olduğunu yeniden göstermişti. Dragon Age, Baldur's Gate'in peşinden gitti, Mass Effect 2 ise ilk oyunun neredeyse tüm eksiklerini kapatarak yeni nesil bir RYO'nun nasıl olması gerektiği konusunda ders verdi adeta. BioWare'in "alt kolu" olarak yaşamına başlayan Obsidian ise kendilerine ait olan ilk oyunla bu iki deve kafa tutmak için kolları sıvadı ve Alpha Protocol ortaya çıktı.

Temelini biraz James Bond filmlerinden,
biraz Diabolik'den, biraz da Splinter Cell, Mass Effect ve Metal Gear
Solid'den alan Alpha Protocol, Michael Thorton isimli casusun hikâyesini
konu alıyor. Alpha Protocol isimli, devletin kolayca
reddedebilmesi için hiçbir hükümet elemanının bilmediği bir
organizasyona dâhil olan Michael, kendini bir anda Suudi Arabistan'da
Sheikh Shaheed'in peşinden koşarken bulur. Hikâyeyi bu kadarla sınırlandırmak istiyorum çünkü Alpha Protocol'un en güçlü olduğu yer hikâye ve onun sunumu. Hikâyeyi biraz daha açık edersem sizin oyun zevkinizi baltalamış olacağım; o yüzden burada durmam gerekli. Ancak hikâyenin sizi üç farklı şehre (Moskova, Taipei (Tayvan) ve Roma) götüreceğini, bu şehirlerde de türlü türlü işler çevireceğinizi söyleyebilirim.



Senaryoya oldukça fazla noktada müdahale edebiliyoruz ve bu müdahaleler oyunun sonuna kadar size artı veya eksi puan getiriyor. Bu şekilde oyunda -sıkı tutunun- 30'dan fazla son bulunuyor. Bir oyunda oyuncunun verdiği kararlar ilk defa bu kadar şiddetli hissediliyor. Alpha Protocol, Mass Effect'inkine benzer bir diyalog sistemine sahip. Karşımıza gelen 4 seçenek ile konuşmaya
yön verebiliyoruz. Bu seçeneklerde ne söyleyeceğimizi değil, nasıl
davranacağımızı seçiyoruz ve Michael o seçime göre konuşuyor. Zaman
sınırlamasına da sahip olan bu sistem, oyuncuyu diyalogları iyi takip etmeye ve hemen karar vermeye zorluyor. Oyunun tek zorlayıcı yönü bu değil neyse ki...

"İçeri gir, planları bul, saldırıyı önle, arada sivilleri öldürme. Ne kadar zor olabilir ki?"

Oyunda üç farklı "mini oyun" karşımıza bol bol çıkıyor. Üçü de zaman kısıtlamalı olan bu mini oyunların zorlukları da "eh, zordu işte" seviyesinden "yok artık LeBron James" seviyesine kadar çıkabiliyor. Bu mini oyunları beceremezseniz alarm çalıyor ama benden size küçük bir tüyo: Yapamayacağınızı anladığınız anda mini oyundan çıkın (abort), bu şekilde alarmın çalmasını engellemiş olursunuz. Mini oyunlar
sırasında Mass Effect'teki gibi zaman donmuyor, o yüzden çatışma
sırasında uğraşmanız, müessesemiz tarafından tavsiye edilmemektedir. (:ilah ve
envanter veritabanı oldukça geniş olan Alpha Protocol karakter
özelleştirmede sınıfta kalıyor. 4 farklı saç tipi, 7 farklı sakal tipi
derken çok sınırlı bir Michael portföyümüz oluyor ancak bu durum (neyse
ki) silahlarda geçerli değil. 4 farklı özelleştirme seçeneğinde onlarca
farklı eşya emrinize amade oluyor. Ayrıca 8 farklı aygıtı da istediğimiz
şekilde yanımıza alabiliyoruz. Bir RPG oyununun olmazsa olmazı olan
yetenekler ise 9 farklı kategoride karşımıza çıkıyor. Yetenekler şöyle
sıralanıyor: Stealth (Gizlilik), Pistols (Tabanca Uzmanlığı), Submachine
Guns (Otomatik Silah Uzmanlığı), Shotguns (Pompalı Tüfek Uzmanlığı),
Assault Rifles (Saldırı Tüfeği Uzmanlığı), Sabotage (Sabotaj), Technical
Aptitude (Teknik Uzmanlık), Toughness (Dayanıklılık) ve Martial Arts
(Yakın Dövüş Uzmanlığı). Hepsini aynı anda öğrenmek imkânsız olduğu için
gözünüze kestirdiğiniz alanlarda ihtisas yapmak daha akıl karı çünkü
ileri seviyede oldukça iyi (hatta gereğinden fazla iyi) skill'ler var ve
oyunu çok daha kolay hale getirebiliyorlar.



"Alpha Protocol, seni koruyan tek şey Mike."

Obsidian
gene Obsidian'lığını yapmış (nasıl yapıyorlar sormayın) ve böylesine
güzel bir hikâyeyi odun animasyonlar, orta halli grafikler ve olmayan
bir yapay zekâ ile neredeyse mahvetmiş. Oynanabilirliğin yerlerde
sürünmesi akıl alır gibi değil. Aynen 5 metre ötenizdeki adamın sizi
görmeyip 200 metre ötesindekinin size kurşun saydırması gibi (bu da
oluyor arada sırada)... Dışarıdan oldukça akıllı gözüken, birbirleri ile
haberleşen (veya haberleşir gibi görünen) yapay zekânın çatışmalarda bu
kadar saçmalaması oyunun tüm havasını neredeyse silip götürüyor.
Düşmanla aranızda on metre varken, tamamen açıkta olsanız dahi, yapay
zekâ bir şekilde havayı taramayı başarabiliyor. Mass Effect 2'deki gibi
bir cover sistemi mevcut ama böyle bir yapay zekâ (zekâsızlık)
karşısında pek de lazım olmuyor diyebilirim. Yani uzun lafın kısası;
çatışma namına bu oyun sınıfta kalıyor maalesef. Alpha Protocol'un
kaybettiği bir başka yer ise oyunun oldukça fazla bug'a sahip olması.
Oyununuzu sildirecek bug'lar yok çok şükür ama bir yerde takılma, cover
arkasından ateş edememe, cover'dan çıkamama gibi durumları oyun boyunca
birkaç defadan fazla yaşayabilirsiniz. Bunların yamalarla düzeltilmesini
bekliyoruz tabii ki.



Elimizde
RYO çılgınlarını delicesine mest edecek bir oyun var ama bu oyunun
"tam" olabilmesi için kat etmesi gereken birçok konu da bulunmakta. Mass
Effect 2'den daha iyi olan bu konu ve sunumu böyle bir teknik
yoksunluğa kurban vermeyin ve Alpha Protocol'e bir şans tanıyın.
avatar
erensipahi
ADMİN
ADMİN

0 / 1000 / 100

Burcunuz : Kova Mesaj Sayısı : 90
Kayıt Tarihi : 20/07/09
Yaş : 21

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz